Cumartesi, Haziran 26, 2010

kendi kendine konuş(ma)mak?

bence kendi kendine konuşan insanlar değil de, kendi kendine konuşmayan insanlar bi garip. bugün metroda karşıma oturan annem dudaklarımı kıpırdattığımı, kendi kendime güldüğümü söylediğinde düşündüm bunu, ki daha önce de bi arkadaşım aynısını demişti. ben ne zaman yalnız kalsam kafamın içinde birtakım diyaloglar dönüyor. bunu nesi tuhaf ki yani. herkes yapıyordur sanki bunu. tamam öyle dışından bangır bangır değil. ben de henüz o kadar zıvanadan çıkmadım. ama metroda giderken saksı gibi oturmaktansa zihinde senaryolar yazmak daha cazip.
bu konuda düşüneceğim.

Perşembe, Haziran 03, 2010

ben bu gece yürüdüm.

gece yürümek güzel.
gece, güzel bir havada yürümek güzel.
gece, güzel bir havada, müzik dinleyerek yürümek güzel.
gece, güzel bir havada, güzel bir müzik dinleyerek yürümek güzel.

gece güzel bir kelime, güzel garip. gece kelimesine ne kadar yakın hissettiysem kendimi şimdi, güzel kelimesine de o kadar uzak hissettim.

ben bu gece, güzel bir havada, güzel bir müzik dinleyerek yürüdüm. normalde kolay kolay yürüyemeyeceğim bir saatte, kolayca yürüdüm. hayatımda ilk defa öyle bir saatte, öyle bir yerde, öyle bir güvenle yürüdüm. bir de muhtemelen son defa..

yürürken kafamdan başka dillerde cümleler geçti. başka dillerde olaylar. bir şeylerden vazgeçtim. bir şeyleri de affettim.

beterin beterini gördüm bugün. bir de benim de az beter olmadığımı.

tuna kiremitçi tadında cümleler kurdum bir de. hem de sadece sabaha karşı bu saatlerde yürümenin ne kadar güzel olduğundan dem vurmaya niyetlenmişken.

tembellik imajdan gelir

of o kadar sevmiyorum ki, şu blog olayının teknik yönlerini. böyle biri benim yerime uğraşsa, efendim tema bulsa bana, şu yerleşim zımbırtısını ayarlasa, etiketleri benim yerime doldursa (çünkü yazı gönderme sürecinin en sevmediğim kısmı o), en önemlisi blogun tanıtımını benim yerime yapsa, ben de kıçımı devirip film izlesem.
kaç gündür, özelleştir>yerleşim>düzenle ve google>free blogspot themes arasında gidip geliyorum, aralarda sevdiğim bloglara bakıyorum onlar nasıl yapmışlar diye. hepsi de çok iyi yapmışlar çok güzel yapmışlar ama ben aşırı üşeniyorum bunlarla uğraşmaya.
bi rozetim vardı benim, yakın zamanda kaybettiğim. "tembellik imajdan gelir" yazıyordu üzerinde. öyle bi imaj yaratsam kendime bununla prim yapar mıyım acaba?

buradan açınız

"yiyecek paketlerindeki "buradan açınız" yazan kırmızı bir şerit var ya, işte ordan açıcam seni."
uyku ile uyanıklık, uyanırken ki uyku hali, uyusam mı uyansam mı arasındaki kararsızlık sırasında beynimden geçen cümle. bilinç dışının mı yansıması, rüya mı görüyordum, ne bok yiyordum bilmiyorum.